Haber

Erdoğan Toprak: “21 Yıldır Tutulmayan Sözlerle Dolu Bu Seçim Beyannamesi, İktidarın Siyasi İflasının Belgesidir”

CHP Genel Lider Başdanışmanı Erdoğan Toprak, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı seçim beyannamesini, “21 yıldır tutulmayan vaatlerle dolu bu seçim beyannamesi, iktidarın halkı aldatmaya yönelik son teşebbüsünün belgesidir” şeklinde değerlendirdi. insanlar ve siyasi iflası.” Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Türkiye’de boş kontenjan varken 12 ülkede özel sektöre yatırım çağrısında bulunduğunu hatırlatan Toprak, “Ülkemizde milyonlarca hektar tarım arazisi üreticiye destek verilmediği ve desteklenmediği için atıl durumdayken. özel sektörü yurt dışına sermaye aktararak tarım ve hayvancılıkta yatırım yapmaya çağırmak. Akıllara durgunluk veriyor” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak bugün haftalık değerlendirme raporunu yayınladı. Toprak, raporunda şunları kaydetti:

“Türkiye halkını kuru soğana ulaşamaz hale getiren iktidar, özel sektörü ‘kardeş gönül’ diye 12 ülkede tarım ve hayvancılık yatırım kampanyasına davet ediyor. Üretici desteklenmediği ve finanse edilmediği, özel sektör ise yurt dışına yatırım yapmadığı için ülke atıl durumda kalıyor, onları tarım ve hayvancılığa yatırım yapmaya çağırmak tam bir akıl tutulmasıdır.

“KENDİNDEN BAŞVURU ARAZİSİ KANUNUNU ÇIKARDILAR”

Ülkemizde 3,5 milyon hektar tarım arazisi atıl durumdadır. Ekilmemiş arazilerin müsadere yasasını çıkardılar. Ancak üreticiye gerekli takviye ve teşvikler verilmediği için buralara ekim yapılamıyor. Tarımsal ve hayvansal üretim azalıyor. Şekerden zeytinyağına, süt ürünlerinden beyaz et ve yumurtaya kadar birçok özel sektör gıda sanayi firması, yüksek enflasyon, artan elektrik, doğalgaz, lojistik maliyetleri ve finansman sorunları nedeniyle kelepir fiyatlarla yabancı sermayeye satılmaktadır. Ziraat ve Halkbank başta olmak üzere kamu bankalarının kaynaklarının çoğu; tarım, hayvancılık, hayvancılık, seracılık, gıda sanayi vb. bunun yerine devlete yakın müteahhitlere ve medya şirketlerine devredilmektedir.

Özel sektör, üretici birlikleri ve kooperatifler için ülkenin üretim potansiyelini ikiye hatta üçe katlayacak projeleri desteklemek, teşvikler getirmek, yerli yatırımcıları kardeş ve kardeş ülkeler ile yurt dışında yatırım yapmaya yönlendirmek ve kampanya başlatmak akıllıca olacaktır. , gıda yatırımlarını desteklemek yerine.

“21 YILDA YAPAMADIĞINI 5 YILDA YAPACAĞININ SÖZÜNÜ VERİYOR”

AKP’nin seçim beyannamesini eleştiren Toprak, “İktidar, tamamen saçmalıklardan ve ikiyüzlülükten oluşan seçim beyannamesinde 21 yılda yapmadığını 5 yılda yapmayı vaat ediyor” dedi. Toprak, bildiriye yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“2011 seçimlerinde verilen sözlerin çoğu 2023-Asır Yılı vaatlerinin gerisinde kaldı. 2023’te 2 trilyon dolar olacak dedikleri milli geliri 2028’de 1,5 trilyon dolara, Türkiye’nin kişi başına düşen milli gelirini ise düşürüyorlar.” 25 bin dolardan 16 bin dolara.

Yüksek standartlarda demokrasi, hukukun üstünlüğü, sivil anayasa, adalet ve yargı reformları, tam özgürlük vaat eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sözlerinin hiçbirini yerine getirmedi. İki yıl önce açıklanan Adalet ve Yargı Reformunu hazırlayan Adalet Bakanı affedildi, reform rafa kaldırıldı. 21 yıldır ülkenin tarım ve hayvancılığını mahveden kendileri değilmiş gibi tarımsal üretimi artırma, büyükbaş hayvan sayısını 19 milyona çıkarma, üreticiye destek sözü veriyorlar.

“SİYASAL İFLAS BELGESİ”

5 yılda ülkeyi ve devleti her alanda çökerten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ‘revizyon ve eski haline getirme’ vaadi tamamen algı oluşturmaya yöneliktir. Kopyalamalarla, güncel saçmalıklarla ve 21 yıldır tutulmayan vaatlerle dolu bu seçim beyannamesi, iktidarın halkı aldatmaya yönelik son girişiminin ve siyasi iflasının belgesidir.

Toprak’ın gündemdeki konulara ilişkin rapordaki değerlendirmeleri şöyle:

“BEKA SORUNA DÖNÜŞTÜ: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve Türkiye’ye halk ve toplum açısından otokratik ‘tek adam’ rejimini dayatanların, planladıkları siyaset mühendisliğinde öngöremedikleri tek unsur, siyasi uzlaşı kültürünün zorunlu hale gelmesiydi. . Gelinen noktada ülkedeki siyasi-ekonomik-kurumsal çöküşün durdurulması gerçek bir beka sorununa dönüşmüştür.

Tek adam iradesiyle hızlı karar alıp, ülkeyi kuralsız, denetimsiz, Anayasa ve maddeler hiçe sayarak yönetmek için tasarlayıp tasarladıkları ‘otokratik rejim gömleği’, ‘demokrasi hasretinin’ duvarına çarptı. özgürlük, toplumsal barış, kardeşlik, huzur, insanca bir yaşam umudu’nu hiçbir zaman göremeyeceklerdi. Ülkenin üzerine giydirdikleri bu kara gömlek, ortak aklın ortak önderliği ve iradesi, tarihi siyasi uzlaşma özverisi ve millet meclisinde ‘çok sesli-çok partili-çok renkli temsil’ ile parçalanacaktır.

CUMHURİYET İTTİFAKI’NIN SEÇİM MATERYALİNE DÖNÜŞÜLEN SAVAŞ GEMİSİNİN TESLİM TÖRENİ: Seçim kampanyasında devletin imkan ve imkanlarını sonuna kadar kullandığı anlaşılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şatafatlı açılışlar ve temel atmalarla algı oluşturmaya çalışıyor. TOGG’un ürettiği otomobili siyasallaştıran ve kişiselleştiren iktidar, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait TCG Anadolu Harp Gemisi’nin teslim törenini Cumhur İttifakı partilerinin liderleriyle birlikte seçim aracına dönüştürdü.

Atanan bakanlar hem milletvekili adayıdır hem de görevlerine devam ederler. Bakanlık unvanlarını, tesisleri, uçakları, onlarca yetki aracı konvoyunu, devletin parasını kullanıyor.

AKP’NİN SEÇİM PARASI MI, DEVLETTEN mi: Siyasi propaganda amacıyla bu törenlere harcanan milyonlar AKP’nin seçim parasından mı yoksa devletten mi geliyor? Demokratik rekabet yerine iktidar ve devlet imkanlarıyla kampanya yürüten, halkın parasını kullanan iktidar ittifakı, kamu kaynaklarını ittifak liderleriyle birlikte şatafatlı törenlerle harcamanın hesabını millete sandıkta verecektir. depremzedeler çadır, konteyner ve sıcak AŞ’yi beklerken.

MB REZERVLERİYLE FİNANSE EDİLEN CARİ AÇIK: Şubat ayının prestijiyle cari açıktaki büyük artış yıllık 55,4 milyar dolara ulaşarak son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Ocak ayı cari açık fiyatının Merkez Bankası tarafından 10 milyar dolara revize edilmesinin ardından bu yılın ilk iki ayında cari açık 18 milyar doları aştı. İhracattaki yavaşlama ve döviz gelirlerindeki düşüşle cari açık büyük ölçüde Merkez Bankası rezervlerinden finanse edildi ve Şubat ayında rezervlerde 4,7 milyar dolar azalma oldu.

Hükümetin ekonomik modeli, lirayı zayıf tutmak ve ihracatı artırarak cari fazla vermekti. Elektrik fiyatları, enflasyon, düşük kur ve faizlerdeki ısrar sonucunda cari açık rekor kırdı. Enflasyonu kontrol altına almak için TL ve dövizi sabit tutmaya çalışan hükümetin bu hataları, ihracatın azalmasına ve dış ticaret açığının artmasına neden oldu. Uygulanan bu politikalarla cari açık artarken, Türkiye’den çıkan toplam döviz miktarı bir yılda 66,3 milyar dolara ulaştı.

EĞİTİM VE İŞ TARİHİ : İşsizlik oranı Şubat’ta yüzde 10’a çıktı. İşsiz sayısı 65 bin artarken, istihdamın 361 bin kişi azalması büyük bir çelişki. TÜİK 296 bin işsizi saklıyor. Diğer bir büyük çelişki ise genç işsizlik oranı yüzde 19,2 iken, ne eğitime ne de istihdama (YENİ) sahip olmayan gençlerin oranı yüzde 25. İşsizlerin gerçek toplamı, yüzde 23,4 gibi geniş bir işsizlik oranıyla 9 milyon kişiye yaklaştı.

Hem yüzde 10’luk işsizlik oranı, hem işsiz sayısı hem de diğer rakamlar, yükü yüzde 7,8 olan deprem illerini içermediği için gerçeği yansıtmıyor. Şubat ayında 445 bin kişi İŞKUR’dan işsizlik maaşı aldı. Bu 3 milyon 514 bin resmi işsizin yüzde 12,7’si. Yüzde 87’sini oluşturan 3 milyon 69 bin kişi işsizlik maaşı alamıyor ve mağdur durumda. TÜİK veri toplayamadığı için deprem bölgesindeki fiili durum bilinmiyor. Bu da gösteriyor ki, hükümetin ‘işsizlik azalıyor, istihdam artıyor’ söylemi pembe yalanlardan ibaret.

DEPREMİN ENDÜSTRİYEL ÜRETİME YANSIYAN ETKİSİ: 6 Şubat deprem felaketinin sert etkisi Şubat ayında sanayi üretimine yansıdı. Bu tablo, ülke sanayisinin yüzde 50’sini kapsayan İstanbul’un olası sarsıntısına hazırlanmanın ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Deprem kentlerinde çok sayıda işletmenin zarar görmesi ve üretimi durdurmak zorunda kalması, Türkiye’nin sanayi üretimini aylık yüzde 6, yıllık ise yüzde 8,2 oranında düşürdü.

Sanayi üretimindeki bu kadar sert düşüş, deprem bölgesi iller için daha kapsamlı önlemler de dahil olmak üzere ülke genelinde sanayi için acil önlemler alınması, takviye ve teşviklerin getirilmesi ve acil Sanayi Eylem Planı’nın hazırlanması hayati önemde olduğunu gösteriyor.

ET TÜKETİMİNİN AZALTILMASINA RAĞMEN FİYATLAR REKOR KIRDI: Et fiyatlarındaki olağanüstü artışı çaresizce izleyen hükümet, halka damak tadını değiştirip koyun ve kuzu eti yemelerini tavsiye ediyor. Hazine ve Maliye Bakanı daha ucuz olduğu halde ‘koktu’ diye halkın kuzu eti yemediğini söylerken, kuzu eti fiyatlarının 400 lirayı geçtiğinden ve halkın alım gücünün tükendiğinden habersiz. Et tüketimi yüzde 50 oranında azalmasına ve ete talep düşmesine rağmen fiyatlar rekor kırmaya devam ediyor.

Et tüketimindeki yüzde 50’lik düşüşe rağmen fiyatlardaki artışın durmaması et üretimi ve arzındaki gerilemeden kaynaklanıyor. 14 Mayıs’ta halk, kendisiyle dalga geçen, ‘tadını değiştir’ diyen, ülkeyi ‘zevk’ değil yönetmekten aciz bu iktidarı değiştirecektir.

RUS MERKEZİ SİLAH ALMAK İÇİN TÜRKİYE’YE HEYET GÖNDERDİ: ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a ait çok sayıda gizli belgenin sızdırılmasıyla birlikte ABD’nin, başta Ukrayna savaşı olmak üzere Türkiye’nin ortada olduğu ülkeler hakkında kritik istihbarat bilgileri derlediği ortaya çıktı. ABD istihbarat birimleri, Türkiye’den silah satın almak üzere bir heyet göndererek Rus paralı asker ve özel savunma şirketi Wagner’in gizli görüşmeleri olduğu belirtilen belgelerle ilgili soruşturma başlattı.

Wikileaks skandalıyla birlikte milyonlarca sayfalık Ulusal Güvenlik Teşkilatı (National Security Agency)-NSA istihbaratı ortaya çıktı ve ABD’nin tüm batılı ülkelerin liderlerini ve stratejik birimlerini dinlediği ortaya çıktı. Mevcut sızıntının boyutu artık bilinmiyor. Pentagon Sözcüsü John Kirby, diğer kritik belgelerin, istihbarat raporlarının ortaya çıkmasından endişe duyduklarını ve ulusal güvenliğe yönelik tehdidin boyutunu belirlemeye çalıştıklarını belirtti.

ABD, RUSYA VE Türkiye İLE TİCARETİNİ GÖZLEDİ: ABD yönetimi, Rusya’ya yönelik yaptırımlar kapsamında Türkiye’ye Rusya ile ticareti azaltma ve yasaklı mal satışını engelleme davetini yineledi ve Mart-Nisan aylarında Türkiye-Rusya ticaret rakamlarını takip edeceklerini açıkladı. Eş zamanlı olarak Irak hükümetinin, Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin Türkiye’yi 1,5 milyar dolar tazminata mahkum eden kararının uygulanması için ABD Federal Mahkemesi’ne başvurması, siyasi ve ekonomik açıdan sıkıntılı bir sürecin habercisidir.

ABD yönetimi, Rusya’ya yönelik yaptırımları ihlal ettiği için geçen hafta Türkiye’ye yönelik yaptırım tehdidini yineledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Yaptırımlar Koordinasyon Ofisi Başkanı James O’Brien, Mart ve Nisan aylarında Türkiye-Rusya ticaret rakamlarında dramatik düşüş beklediklerini, aksi takdirde hükümeti yaptırımlar için son kez uyardıklarını söyledi. Bunun üzerine hükümet, ‘Rusya’ya ihraç edilmesi yasak olan mallar’ listesini ihracatçı birliklerine göndererek, buna uyulmasını talep etti. Bütün bunları Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni gergin bir sürecin somut işaretleri olarak görebiliriz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu